Komşu Ağaç

Yapraklarımın yolunması zamanı geldi mi yine? Büyük, iri yapraklarım sadece bana özgüdür buralarda. Öğretmenler Günü’nde hediye ya da çiçek almayı unutanların yapraklarımdan buket yapmaya çalışması kadar beni üzen bir şey daha yok, diyeceğim ama olsun çocuklar mutlu en azından.

Kışın ilk soğuk bana çarpar, yaz güneşi ilk beni seçer. Hep ben hep ben dediğimi sanmayın. Çok yaşlı bir ağacım, bu okul bile buraya yapılmadan önce buradaydım ve haliyle çok heybetli, geniş bir yapım var. Etkilenme alanım da geniş, elde değil.

Buralarda ses de hareket de çoktur. Bir teneffüs biter, diğeri başlar. Koşturan çocuklar, dallarıma tutunup sarkanlar, nöbet sırasında güneşten kaçıp gölgeme sığınan öğretmenler… Fazlasıyla popülerim buralarda, herkes bana pek ilgili. Yıllardır da böyle, sanırım insanların doğaya olan açlıklarının bir nebze olsun gideriyorum. Malum etrafta pek az kaldı bizlerden.

Onların bana duyduğu ilgi bende de onlara karşı var. Derse girdiklerinde etraf pek sessiz olur. Neyse ki ilkokul camları bana bakıyor, ben de onlara… Mini mini elleri ile söz isteyen çocukları izlemek, kendilerini ifade etmeye çalışmalarını görmek yıllardır bana keyif verir. Güneş vurup da perdeler inince özlerim onları, şu zil çalsa da gelseler… Tüh çıkış vakti gelmiş, kapıda beklemeye başlayan yetişkinleri görünce anlıyorum gitmeleri gerektiğini. Olsun yarın yine buradalar nasıl olsa. Şimdi biraz dinlenme zamanı, kuş sesleri ile…

scroll-top